Güzel bir Çocuk Hikayesi

Güzel bir Çocuk Hikayesi

Güzel bir Çocuk Hikayesi

Güzel bir coçuk hikayesi
Güzel bir coçuk hikayesi

 

Çay bahçesinde oturuyoruz. Çocuk iki yaşında gibi gözüküyor. Masanın kenarına tutunmuş vaziyette, ayakta duruyor. Annesinin önündeki çay bardağına uzanmak istedi. Anne bardağı çocuktan uzaklaştırdı. Çocuk “ıh, ıh” gibi seslerle istedi. Anne bardağı daha da iterek “Pis o, pis. Elleme!” dedi. Çocuk bu sefer şekerliğe uzandı. Anne onu da uzağa itti. Çocuk gene ıhladı. Anne “Elleme, bırak! Pis onlar!” dedi. On dakika sonra çocuk annesinin kucağına çıktı, hemen çay bardağına uzandı. Anne kızarak “Eee, pis ama o” dedi. Bana çay bardağını aldı, masanın beri tarafındaki sandalyeye sakladı. Çocuk şekerliğe uzandı, baba onu da sakladı. Çocuk ne öğrendi?
– Benim ne istediğim bu ortamda önemsenmiyor.
– Kendi istediklerime ulaşamam, koyduğum hedeflere varamam, engellenir. Ulaşmanın yolunu bulamam. Belki de hedef koymama, ne istediğimi önemsememe gerek yok.
– Bana “Pis, elleme” denen şeyi annem elleyebilir. O bir yolunu bulabilir, ama ben bir yolunu bulamam ve öğrenemem. Demek ki benim öğrenme ve bilme, anlama kapasitem sınırlı. Ben öğrenemem, anlayamam.
Anne şöyle yapabilirdi: “Ne istiyorsun kızım? Haa, çay bardağını mı almak istiyorsun? Aferin sana, ama boyun yetmiyor değil mi? Peki ne yapman lazım, nasıl alabilirsin onu?” Böylece çocuğu hedef koymaya teşvik etmiş, hedeflerine ulaşmak için mücadele etmesi gerektiğini öğretmiş, çevresinde olanları gözlemesini ve bunlarla nasıl ilişkiler kurabileceğini anlamasını sağlamış olurdu. Çocuk sandalyeye çıkmaya çabalarken yardım etmez –ama göz kulak olur- ve çay bardağını aldığında dikkatlice izler ama engellemezdi. Sonra tüm bunlar bitince de çocuğun elini yıkarlardı birlikte. Farkında olmadan çocuklarımızın hedef koymalarını, mücadele etmelerini ve keşfetmelerini engelliyoruz.

Toprak
Toprak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir